fütursuz




cam piramidlerin bulunduğu yapay tepe doğal tepenin devamı olarak araziyi kaplıyor. aslında burada yaptığımız kesinlikle anti-hibrid bir doğal-yapay/doğa-yapı ayrımı. üst kısım tek işlevli kır/orman iken alt kısım çok işlevli üretim-tüketim ilişkilerine ev sahipliği yapıyor. cadde kotundan gelinen yer şehrin ortasında unutulmuş bir anti-kent. metrodan ya da antikentten gelinen yer ise "alt" olarak ortaya çıkan bu karmaşık ilişkiler ağı. aslında yapılan ayrım da tabii çelişkisinden dolayı bir hibrid duruma sahip: tepenin devamı denilen yer sağlam bir kabuk strüktür üzerinde aydınlatma bacalarına sahip yani aslında "öyle gözüken" bir yer. sol taraftaki yapıysa bütün bu yeşilin ortasındaki "sözde" tek artifakt "pangaltı kütüphanesi". bu senaryoda inci sinemasının ismi beyaz bir duvar üzerinde kalıyor. 6m yüksekliğindeki bu ekranda projeksiyon olanağı çok çeşitli açılardan izleme imkanıyla devam ediyor. inci sineması ise aşağıdaki metroyla bağlanan ve simgeleşen dünyanın bir parçası.